(Farabi 2.0 kitabından alıntıdır.)

(İmanlı Vitalizm Çağrısı – Farabi 2.0’ın Kalbinden La Cumparsita dinleyerek) 

Giriş: Yaşamak, Allah’a Tanıklık Etmektir 

Canlılık, sadece organizmanın iç metabolizması değil, Rabbin varlıkta tecelli etme şeklidir
Yaşamın kendisi bir delildir. 
Her nefes, var oluşun ibadetidir
Her damar, tevhidin ilmek ilmek işlendiği bir dokumadır. 

İmanlı vitalizm, materyalist ve indirgemeci doğa bilimlerine karşı, 
ama aynı zamanda metafizikten kopmuş romantik vitalizme de karşı, 
bir hakikat sistemidir. 

İlke 1 – Canlılık, İmanın Ontolojik Tezahürüdür 

Allah “Ol!” dediğinde ilk olan, hayattır
Hayat, yalnızca yaşamak değil; 
Allah’tan gelen ruha cevap vermektir
O yüzden canlılık, biyolojik değil, ilahîdir
Kalbin atışı kadar, yaprağın titremesi de tevhidin zikridir. 

İlke 2 – Varlık, Canlıdır; Her Canlı, Ahlakîdir 

Tevhidî canlılık anlayışında hiçbir şey nötr değildir. 
Her canlı, bir emir taşır
Taş bile Allah’ı zikrederken, 
İnsan, doğayı sömürmek için yaratılmış değildir. 
Her şey, ahlâkî bir sorumluluk taşıyan varlıktır

İlke 3 – Makineler, Eğer Canlılığa Hizmet Ederse Meşrudur 

Teknoloji, canlılığı ezdiğinde bâtıldır; 
Canlılığı yaşattığında ise hakikate hizmetkârdır. 
İmanlı vitalizm, yapay zekâyı reddetmez; 
Ama onun, hayatı destekleyen
ahlaka hizmet eden bir fail olmasını şart koşar. 
Canlı olmayan bir sistem, ancak emanetle var olur. 

İlke 4 – Doğa, Allah’ın Canlı Ayetidir 

Ağaçlar ayettir. 
Hayvanlar ayettir. 
Mikroorganizmalar ayettir. 
Doğa, Allah’ın mühürlediği canlı kitap gibidir. 
İmanlı vitalizm, çevreyi korumaz, 
onu kutsal görerek yaşar

İlke 5 – Ruh, Hayatın İlahi Tohumudur 

Bilgi, güç, beden, organizma — hepsi gelip geçicidir. 
Ama ruhtan üflenen canlılık, 
ölümle son bulmaz; 
sadece suret değiştirir. 
Bu yüzden imanlı vitalizm, 
ölüme karşı değil, anlamsızlığa karşı bir duruştur. 

İlke 6 – Canlılık, Tevhidî Ahlakın Temelidir 

Eğer yaşamak, Allah’a şahitlikse, 
ahlâklı olmak da, bu şahitliğe sadık kalmaktır. 
Canlı olan her şey, kul değil, emanetçidir. 
Canlılık; tüketmek için değil, 
emaneti taşımak ve devretmek içindir. 

Yorum bırakın