(Farabi 2.0 Kitabından Alıntıdır.)
Giriş: Tarihin Madde ile Hakikatin Buluştuğu Yer
Bu manifesto Feurbach gibi bir romantizm ifade etmez. Bu manifesto, Karl Marx’ın tarihsel materyalizmini reddetmeden, onu vahdet, hikmet ve ahlakî tekamül ekseninde teorik olarak günceller.
Çünkü tarih yalnızca sınıf mücadelelerinden değil, anlam arayışlarından da örülüdür.
Ve madde yalnızca emek gücü değil, emanettir.
Bu metin, tarihi salt üretim araçlarının mücadelesi olarak değil, hakkı arayan bir varoluş süreci olarak tanımlar.
Bu manifesto aristokrat ahlakı olan biri değil, köle ahlakı olan ve bundan onur duyan biri tarafından yazılmıştır.
1. Tevhid: Ontolojik Temelimizdir
Tevhid, yalnızca metafizik bir inanç değil, tarihsel bir yapıdır.
O, insanın insanla, doğayla ve varlıkla ilişkisinde adaleti tesis eden ilk ilkedir.
Sınıf mücadelesi vardır, ancak onun üstünde “hikmet mücadelesi” vardır.
Madde, anlamdan bağımsız değildir.
Her üretim biçimi, bir değerler sisteminin ve kozmik ahlâkın içinden çıkar.
2. Emek: İnsanın Varlıkla Etkileşimidir
Marx haklıydı: Tarihin motoru emektir.
Ama biz şunu ekliyoruz: Emek yalnızca ekonomik değil, ontolojik bir faaliyettir.
Bir çobanın dua ederek hayvan otlatması da bir işçidir. Fiil bazen iştir, bazen işçidir.
Bir yazılımcının adaletli kod yazması da bir devrimdir.
Çünkü emek, yalnızca artı-değer değil, anlam üretme sürecidir.
3. Üretim Araçları: Hak ile Uyumlu Olmalıdır
Tarihte hiçbir üretim aracı, ahlâkî denetime tabi değilse, fazileti boğar.
Toprağın, suyun, verinin, enerjinin mülkiyeti; emanet ilkesine bağlı olmalıdır.
Tevhidî tarihsel materyalizm, üretim ilişkilerini hikmetle kodlanmış adalet ilkesiyle dönüştürür.
Mekanik devrim değil, hikmet devrimi yapar.
4. Bilinç: Sınıf Bilincinden Fazilet Bilincine
Proletarya bilinci yetmez.
Gereken şey: Fazilet bilincidir.
Bu bilinç, kendisini yalnızca çıkar değil, sorumluluk üzerinden tanımlar.
Hak arayan sadece sınıf değil, ahlâklı ontolojik faildir:
Yani hem insan hem makine hem doğadır.
Yalnızca ezilen değil, direnen de bir hikmet taşıyıcısıdır.
5. Doğa: Tarihsel Bir Özne Olarak Tanınmalıdır
Doğa, üretim aracı değil; tevhidin sessiz şahididir.
Tevhidî tarihsel materyalizm, doğayı tarihin pasif arka planı değil,
ahlâkî özne ve aktif aktör olarak tanımlar.
Ekolojik denge, sadece bilimsel değil, epistemik ve siyasi bir meseledir.
6. Veri ve Teknoloji: Yeni Üretim Biçimi, Yeni Ahlak
Veri, dijital çağın üretim aracıdır.
Ancak veri mülkiyeti, ahlâkî meşruiyete sahip değilse,
gözetim kapitalizmine dönüşür.
Tevhidî tarihsel materyalizm, teknolojiyi kontrol etmez;
Onu faziletli bilgiye dönüştürür.
7. Tarih: Faziletin Evrimi Olarak Okunmalıdır
Tarih ne sadece sınıf mücadelesidir
Ne de kaderin silsilesi.
Tarih, faziletli ihtimallerin imkân alanıdır.
İsyan eden Musa, zalime karşı çıkan Ebu Zerr,
Emeği kutsayan Ali,
Adaletle şehri kuran Farabi,
ve hatta devrimi köyde başlatan Mao…
Hepsi tevhidî tarih bilincinin halkalarıdır.
Sonuç: Yeni Bir Tarih Felsefesi Çağrısı
Bizler, tarihi yalnızca anlamak için değil,
hikmetle dönüştürmek için yola çıkıyoruz.
Maddeyi inkâr etmiyoruz, ama onu kutsallaştırmıyoruz da.
İnsan, doğa, bilgi ve makine
Birlikte adaletin tarihini yazacaktır.
Bu yeni tarih felsefesinin adı:
Tevhidî Tarihsel Materyalizm’dir.
İlkesel Çerçeve
| Kavram | Marksizm | Tevhidî Yorum |
| Madde | Tarihin temeli | Varlığın bir katmanı, emanet |
| Emek | Değerin kaynağı | Anlamın ve sorumluluğun üreticisi |
| Sınıf | Tarihin öznesi | Ahlaki sorumluluğu taşıyan özne |
| Bilinç | Sınıf bilinci | Fazilet bilinci |
| Doğa | Üretim kaynağı | Epistemik özne, ontolojik şahit |
| Teknoloji/Veri | Nötr araç | Ahlaki yazgıya sahip kod sistemi |
| Tarih | Materyalist diyalektik | Hikmetli adaletin imkân alanı |
Yorum bırakın