Adem Bilgin

Giriş

Ekososyalizm ve neoliberalizm, çağdaş dünyada toplumsal, ekonomik ve ekolojik sorunlara farklı yanıtlar veren iki ideolojik yaklaşımdır. Neoliberalizm, 1970’lerden itibaren özellikle Batı dünyasında yükselmiş ve serbest piyasa ilkelerini, devletin ekonomideki rolünün sınırlandırılmasını ve bireysel özgürlüğü temel almıştır (Harvey, 2005). Ekososyalizm ise sosyalist gelenekten beslenen, ancak çevre krizlerini merkeze alan ve kapitalizmin doğayı tahrip edici yapısına radikal bir eleştiri getiren bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır (Löwy, 2015). Bu makale, ekososyalizm ve neoliberalizmin temel felsefi, ekonomik ve ekolojik farklarını incelemektedir.

Ekonomik Yaklaşım

Neoliberalizm, ekonominin en verimli şekilde işlemesinin serbest piyasa mekanizmalarıyla mümkün olacağını savunur. Devletin rolü, piyasa düzenini sağlamak ve mülkiyet haklarını korumakla sınırlıdır (Friedman, 2002). Buna karşın ekososyalizm, piyasanın doğa ve emek üzerindeki yıkıcı etkilerine vurgu yapar ve kolektif mülkiyet, demokratik planlama ve toplumsal eşitlik temelli bir ekonomik düzen önerir (Kovel, 2007). Bu bağlamda neoliberalizm bireysel çıkarı ve rekabeti yüceltirken, ekososyalizm toplumsal dayanışmayı ve ekolojik sürdürülebilirliği ön plana çıkarır.

Ekoloji ve Doğa Anlayışı

Neoliberal paradigmanın temelinde doğa, ekonomik büyümenin hizmetinde sınırsız bir kaynak olarak görülür. Doğa, piyasa sistemine entegre edilerek karbon ticareti, özelleştirilmiş su kaynakları ve enerji piyasaları gibi mekanizmalarla yönetilmeye çalışılır (Klein, 2014). Ekososyalizm ise doğayı sermayenin bir nesnesi değil, insanlıkla karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde bir bütün olarak kabul eder. Bu yaklaşım, üretim ve tüketimin ekolojik sınırlarla uyumlu hale getirilmesini savunur (Löwy, 2015).

Sosyal Adalet ve Demokrasi

Neoliberalizm, fırsat eşitliği ve bireysel girişimcilik söylemleriyle toplumsal adalet iddiasında bulunsa da, uygulamada gelir dağılımındaki uçurumların artmasına ve kamusal hizmetlerin gerilemesine yol açmıştır (Harvey, 2005). Ekososyalizm ise çevresel adalet ile sosyal adaleti bütünleştirir; yoksulların, işçilerin ve marjinal toplulukların ekolojik krizlerden en çok etkilendiğini savunarak sınıfsal eşitsizliklerin giderilmesini hedefler (Kovel, 2007).

Küreselleşme Perspektifi

Neoliberal küreselleşme, sermayenin uluslararası serbest dolaşımını teşvik eder ve dünya çapında piyasa entegrasyonunu meşrulaştırır (Friedman, 2002). Buna karşılık ekososyalizm, küreselleşmeyi eleştirel bir biçimde değerlendirir; dayanışma, yerel üretim ve demokratik kontrol temelinde alternatif bir küresel işbirliğini savunur (Löwy, 2015).

Sonuç

Ekososyalizm ve neoliberalizm, ekonomik örgütlenme, doğa anlayışı ve toplumsal adalet konularında zıt kutupları temsil etmektedir. Neoliberalizm, piyasa temelli özgürlük anlayışıyla kapitalizmin devamını güvence altına alırken; ekososyalizm, ekolojik krizlerin çözümünü, sosyal adaletin sağlanmasını ve sürdürülebilir bir gelecek inşasını hedefler. Günümüzde iklim değişikliği ve ekolojik yıkımın giderek derinleştiği bir dönemde, ekososyalist perspektifin neoliberal paradigmanın ötesine geçme potansiyeli ciddi bir akademik ve politik tartışma alanı oluşturmaktadır.

Kaynakça (APA 7)

  • Friedman, M. (2002). Capitalism and freedom. University of Chicago Press. (Orijinal eser 1962).
  • Harvey, D. (2005). A brief history of neoliberalism. Oxford University Press.
  • Klein, N. (2014). This changes everything: Capitalism vs. the climate. Simon & Schuster.
  • Kovel, J. (2007). The enemy of nature: The end of capitalism or the end of the world? Zed Books.
  • Löwy, M. (2015). Ecosocialism: A radical alternative to capitalist catastrophe. Haymarket Books.

Yorum bırakın